27 Nisan 2026 - Pazartesi

KADININ KADINA YARASI DEVLEDİN EVLAD’A BORCU VE RAHMETLİ ERMAN ÇETİN

.

Yazar - AHMET GÖZEN
Okuma Süresi: 8 dk.
227 okunma
AHMET GÖZEN

AHMET GÖZEN

gozenahmet@gmail.com -
Google News

Bu hafta size İstanbul’dan selamlar, sevgiler diliyorum değerli okuyucularım. Her birinize güzel, mutlu ve bereketli bir hafta temenni ediyorum.

   RAHMETLİ ERMAN ÇETİN
Yıllarca omuz omuza birlikte gazetecilik yaptığım, Aydın’a internet gazeteciliğini getirmesi konusunda ön ayak olduğum ve bu mesleği yıllarca başarıyla icra eden; ardından da genç yaşta aniden hayatını kaybedip bizleri derin bir acıya boğan güzel kardeşim Erman Çetin’in ölümünün sene-i devriyesinde, kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Hala Ölümü üzerinden şüphelerim olduğu da kesindir  Keşke OTOPSİ yapılsaydı .

  

 Çünkü Kendisiyle Ölümünden  bir hafta evvel  19 Nisan.2025 günü  
Aydın  Abdürrahim Tikbaş Otelinde .

19.04 2025 Aydın Gazeteciler Cemiyeti başkanı Sayın Erman Çetin röportajım

yaptığım bu röportajı dikkatle izlemenizi istiyorum. Çok Yazık oldu. Çünkü Kendisi ile fasılasız yaklaşık 20 yılım geçti onu kimse benden daha iyi tanıyamaz .
 ÖLÜMÜNDEN HALA ŞÜPHELERİM VAR. ÖLÜMÜNE SEBEB OLANLARI DA AYRICA LANETLİYORUM.


  KADININ KADINA YARASI DEVLEDİN EVLADA BORCU 
Geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmeler, bana bir kez daha gazeteciliğin ve köşe yazısı yazmanın toplumu nasıl yönlendirdiğini; fark etmeden atılacak adımların ne kadar büyük hassasiyetler doğurabileceğini bir kez daha ortaya koydu. 

  Toplum olarak çok garip bir refleks geliştirdik. Bir olay olur, bir hata yapılır, bir kriz yaşanır…Ve biz hemen bir suçlu ararız.Ama çoğu zaman adaletle değil, öfkeyle ararız.
En kolayı da kadını hedef almaktır.Hele ki o kadın siyasetin içindeyse…Hele ki annelik kimliği varsa…
Yıllardır bunu izliyorum.Kadın siyasetçiler başarılarıyla değil, annelikleriyle yargılanıyor.Yaptıkları hizmetlerle değil, çocuklarının hatalarıyla ölçülüyor.

Oysa erkek siyasetçilerin çocukları bir yanlış yaptığında, kimse dönüp babalığını sorgulamıyor.Kimse  “Nasıl baba bu?” diye manşet atmıyor.
     Ama söz konusu kadın olunca, dil bir anda keskinleşiyor.

  Bunu en çok da kadınlar birbirine yapıyor. Bu sadece bir eleştiri değil, bu düpedüz kadının kadına kurduğu bir tuzak hâline geliyor.
  
    Hatırlayın…
Meral Akşener yıllarca siyaset sahnesinde en sert saldırılara maruz kaldı.
Siyasi görüşleri eleştirildi, bu doğaldı.
   Ama anneliği, kadınlığı, hatta özel hayatı üzerinden yapılan saldırılar siyasetin sınırlarını çoktan aşmıştı.Canan Kaftancıoğlu için de benzer bir tablo gördük.
Fikirleri tartışıldı, eleştirildi. Ama bir noktadan sonra mesele siyaset olmaktan çıktı, kadın kimliğine yönelen bir linçe dönüştü.

 ****   Özlem Çerçioğlu’na da yıllarca aynısı yapıldı. Yapacağım deyip yapmadığı projeler yerine; kadın olması, anne olması üzerinden utanç verici iddialar ortaya atıldı ve bu durum bir toplumun vicdan sınavına dönüştü.
Ortada siyaset yoktu.****

  Bu örnekler çoğaltılabilir. Çünkü mesele bir parti meselesi değil.
Mesele bir zihniyet meselesi. Kadın siyasetçi hata yapabilir. Eleştirilebilir.
Hesap da sorulabilir.Ama anneliği üzerinden vurulamaz.
Kadınlığı üzerinden aşağılanamaz.
Çocuğunun yaptığı bir yanlış, bir annenin karakterine delil yapılamaz.

Bu adil değildir.Bu vicdani değildir.Bu insani değildir.

  Geçtiğimiz hafta, yaşanmış bir olay üzerinden yine bazı kadın köşe yazarları yazılar yazmaya başladı. Bir kadın milletvekilinin evladının okula önce kesici alet, ardından da silahla gittiği iddiası gündeme düştü. Halbuki bu olay Bir Yıl evvelin konusuydu neden gündeme getirildi Bu Kadın Milletvekili için yapılanlar çok ayıptır.

Toplumda büyük bir yankı uyandırdı. Doğaldı…Çünkü çocuklarımız söz konusu olduğunda hiçbirimiz kayıtsız kalamayız. Üstelik okullarda çocukların silahlı saldırılar yaptığı bir dönemde yaşıyoruz.

***Sonrasında bu köşe yazarları karakola çağrıldı, yazılarının doğruluğu hakkında bilgi alındı. Kamuya açık bir paylaşım yapıyorsanız bu işleyiş gayet doğal. Ne var ki bazıları bu hassas ve önemli konu üzerinden tanınır hâle gelmeye çalıştı. Polisin sorgusunu bile reklam malzemesi yapmaya kalktı. Konu, gerçek bağlamından yani çocukların okullardaki güvenli ortam ve denetim gereksiniminden uzaklaşıp gitti.

 Ardından gelen bazı yorumlar, olayın kendisinden daha yaralayıcıydı.
Bir anne hedef alındı.Bir kadın yargılandı.Bir siyasetçi değil, bir anne toplumun gözünde mahkûm edilmeye çalışıldı.  Oysa burada asıl konuşmamız gereken şey başka bir yerde duruyor.

  Çünkü bu ülkede artık sadece bir çocuğun okula silah götürmesi değil, okulların silaha bu kadar açık hâle gelmesi konuşulmalıdır.

 Bakın, sadece birkaç gün içinde iki büyük saldırı yaşandı.
    
   Şanlıurfa’da bir okulda silahlı saldırı gerçekleşti, çok sayıda öğrenci yaralandı.
Ardından Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda bir öğrenci okula silah getirerek iki sınıfa ateş açtı ve çok sayıda öğrenci ile bir öğretmen hayatını kaybetti.
Bu saldırıda en az dokuz kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Bu bir haber değildir.Bu bir alarmdır.Bu bir tesadüf değildir.Bu bir sistem sorunudur.

   Bir çocuğun çantasına beş silah koyarak okula girebilmesi sadece o çocuğun suçu değildir.
Bu bir güvenlik boşluğudur.Bu bir denetim eksikliğidir.Bu bir ihmaldir.Ve evet, bu noktada sorulması gereken soru nettir:

Okullarımız ne kadar güvenli? Çocuklarımızı kim koruyor?

Devletin en temel görevi, evladı korumaktır.Anne çocuğunu okula gönderirken yüreği titrememelidir. Bir öğretmen derse girerken hayatından endişe etmemelidir.

Bugün bir annenin anneliğini tartışmak yerine bir sistemin sorumluluğunu konuşmalıyız.

Çünkü bir annenin hatası varsa hukuk gereğini yapar. Yapmalıdır da.
 
   İsim vermeden bir milletvekili diyerek, hangi okul olduğunu söylemeden bir özel okul diyerek yapılan haber; haber değildir, dedikodudur.
  
    Ya da o kişiye aba altından sopa göstererek tehdit etmektir. Sen hükümet partisi vekili olarak benim istediklerimi yap yoksa adını veririm demektir. Böyle olur mu? Bunun yerine olayın soruşturulmasını ve gerekenlerin yapılıp ortada bir suç varsa suçluların cezasını almasını sağlamalısınız. 

  Böyle haber yapmak aynı özellikte bir çok kişiyi ve kurumu zan altında bırakır, böyle yapmak hukukun, yani devletin gereğini yapmasına mani olmaktır.
Devletimiz her yerde asayişi sağlamak için gerekenleri yapmaktadır.
Bu konuda da gerekenler elbette yapılacaktır.

  Ama bir kurumun ihmali varsa, onu telafi edecek hiçbir şey yoktur.

Siz kadınlar birbirinize rakip değilsiniz.Birbirinizin yarası değilsiniz.Birbirinizin omzu olun.

  Eğer bir kurumda sorun varsa ve hatta bu sorun devleti temsil makamında kişilerle ilişkiliyse, bunun araştırılması için mücadele edin.
  Kadının kadına düşmanlığı, toplumun kendine açtığı en derin yaradır.
Ve unutmayalım…

Bir annenin kalbini kırmak kolaydır. Ama bir çocuğun hayatını geri getirmek imkânsızdır.
Bugün ihtiyacımız olan şey öfke değil.Linç değil.İntikam değil.

Bugün ihtiyacımız olan şey:vicdan, sorumluluk ve akıldır.

  Çünkü bir toplum, çocuklarını koruyamadığı gün; hiçbir tartışmayı kazanmış sayılmaz.Unutmayalım: Bir çocuğun hayatı, hiçbir ihmale sığmayacak kadar değerlidir.
İYİ HAFTALAR DİLERİM.
Ahmet Gözen

#
Yorumlar (1)
Orhan Çankaya
27.04.2026 10:53
Erman Çetin kardeşimize Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun Bu topraklar da kadınlarımız kutsaldı eskiden Ana tanrıça olarak kabul görmüştür Şimdilerde kadınlarımız ciddi anlamda eğitim sıkıntısı yaşıyor toplum değer yargıları yitirmiştir
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.