CHP Lideri Özgür Özel Kuşadası’nda Günel’e Sahip Çıktı
.

AHMET GÖZEN
gozenahmet@gmail.com -Değerli Okuyucularım İyi haftalar diliyorum . Kuşadası Belediye Başkanı Sn. Ömer Günel diğer CHP li Belediye Başkanları gibi Aydın Savcıları tarafından değil İstanbul Savcılığı Tarafından İstanbul da ifadeye çağırıldı Tutuklanarak Silvri Hapishanesine kondu. Konuyla ilgili düşüncelerimi aşağıda yazacağım.
“DESTEK YOK” DİYENLERE SİYASİ TOKAT
Günlerdir kulislerde dolaşan bir propaganda vardı:“CHP, Ömer Günel’i yalnız bıraktı.”

Kuşadası meydanı bu iddiayı paramparça etti.Yağmur altında, binlerin önünde, genel başkan seviyesinde verilen destek; tweetle ölçülmez, kulisle tartılmaz, fısıltıyla yazılmaz.
Sokakta verilir. Meydanda verilir. Risk alınarak verilir.
Ve verildi.
Bugün hâlâ “destek yok” diyebilen varsa iki ihtimal var:Ya meydanı görmedi.Ya da gördüğünü inkâr ediyor.
Çünkü siyaset cesaret işidir.Tutuklu bir belediye başkanı için meydanlara inmek, iktidara doğrudan meydan okumak ve sandık çağrısı yapmak; siyasetin en üst seviyede sahip çıkma biçimidir.
Bu miting, “destek yok” diyenlerin yüzüne indirilen siyasi bir şamardır.
BU ARTIK SADECE BİR TUTUKLAMA DEĞİL
Mitingin nedeni:Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in tutuklanması.Ama mesele çoktan büyüdü.Artık bu bir dosya değil. Bir sembol.Ve Özel’in o cümlesi, Ege siyasetinin damarına basan cümle oldu:
“Ömer Günel’e yapılan operasyon, topuklayan efeye yapılan transferin bedelidir.”
Dedi Sn. Özgür Özel.
Bu cümlenin işaret ettiği isim: Özlem Çerçioğlu.Ve işte o anda mesele yargıdan çıktı, siyasetin kalbine girdi.
AYDIN’IN SAHİPLİĞİ KAVGASI Konuşmanın asıl omurgası şuydu:
Seçmen CHP’ye oy verdi.
Ama Aydın’ın siyasi yönetimi transferle el değiştirdi.
İddia ağır. Suçlama daha da ağır: “Milli irade hır…..ğı.” ifadesi gündeme oturdu.
İşte bu yüzden Kuşadası mitingi bir belediye başkanını savunma mitingi olmaktan çıktı. Aydın’ın kimin şehri olduğu kavgasına dönüştü.
Adres artık net: Aydın.
Ve ardından siyaset literatürüne girecek o meydan okuma geldi:
“Adayın Özlem’i çıkar karşımıza. Koyalım sandığı ortaya. Kararı Aydın versin. Hodri meydan.” Bu cümle siyaset dilinde tek anlama gelir:
SAVAŞ İLANI. SİYASETİN EN AĞIR SİLAHI: SANDIK Türkiye’de siyasetin nükleer silahı üç kelimedir:Sandığı getirin.
Sn. Özgür Özel tam olarak bunu yaptı.Tartışmayı yargıdan aldı.Polemiği bıraktı.Transferleri geçti. Doğrudan millete götürdü. Bu, “Ben değil halk karar versin” cümlesinin en sert halidir.
ANKET MESAJI:
- “TOPLUM DESTEĞİ YOKSA KAÇAMAZSIN”
Konuşmanın en kritik satırı:
“Son ankette Özlem’li AKP’nin oyu yüzde 18,6.” Burada verilen mesaj açık:Toplumsal meşruiyet tartışmaya açıldı.Ve adı da kondu:
Adalet ve Kalkınma Partisi.
Bu cümle, seçmen psikolojisine atılmış bir işaret fişeğidir:
“Güç halktaysa, sandıktan kaçılmaz.”
SİLİVRİ MESAJI: BÜYÜK HİKÂYE
Konuşmada adı geçen bir başka isim: Ekrem İmamoğlu.Ve sembol bir yer: Silivri Cezaevi.
Bu detay tesadüf değil.Mesaj net: Bu olay tekil değil.Büyük bir siyasi tablonun parçası olarak anlatılıyor. Yerel kriz değil.Ulusal bir siyasi hikâye yazılıyor.
SON SÖZ: EGE’DEN YÜKSELEN REST
Kuşadası mitingi artık bir miting değildir.Bir savunma dır.Bir hesaplaşmadır.
Bir meydan okumadır.
Ve Sayın Ömer Günel Beye “destek yok” diyenlere Sn. Özgür Özel Tarafından ve Kuşadası Halkı Tarafından verilmiş en ağır cevaptır.
Ege’den yükselen mesaj sert, net ve tartışmasızdır: Kararı yine millet versin.Sandık gelsin.
- Hodri meydan. Türkiye Şu an Hararetle Hasretle SANDIĞI BEKLİYOR Bakalım O zaman El mi Yaman Beymi yaman göreceğiz