Aydın’ın Kokusunda Zeytin Var
Bazı şehirler vardır, adı anıldığında bir koku, bir hatıra, bir duygu belirir zihinde… Aydın’da bu duygu zeytin yaprağının keskin ama huzurlu kokusudur; binlerce yıllık bir kültürün, emeğin ve sabrın izidir.

Aykut Özsu
-Bazı şehirler vardır, adı söylendiğinde bir koku gelir insanın aklına… Aydın denince de burnuma önce zeytin yaprağının o keskin ama huzur veren kokusu gelir. Çünkü bu topraklarda zeytin sadece ağaç değildir; köktür, hafızadır, sabırdır.
Binlerce yıldır Büyük Menderes Havzası’nda kök salan zeytin ağaçları, Aydın’ın sessiz tanıklarıdır. Antik çağlardan bugüne uzanan bu yolculukta nice medeniyetler gelip geçti ama zeytin hep burada kaldı. Tralleis’te, Nysa’da bulunan zeytinyağı presleri bize şunu fısıldar: “Bu topraklar zeytini tanır, zeytin de bu toprakları.”

Bugün Aydın’ı zeytinin anavatanı yapan şey sadece tarih değildir. Asıl mesele, bu kadim mirasın hâlâ yaşatılıyor olmasıdır. Sabahın ilk ışıklarıyla bahçeye giren üreticinin ellerindeki nasırda, hasat zamanı dallardan dökülen zeytinin sesinde bu kültür hâlâ capcanlıdır. Memecik zeytini işte bu emeğin adıdır. Kendine has aroması, yüksek yağ oranı ve yoğun lezzetiyle Aydın’ın imzasıdır adeta.
Zeytinyağı deseniz, burada sadece mutfağa girmez; sofraya sağlık, hayata denge getirir. Soğuk sıkım yağların yeşile çalan rengi, Aydın’ın doğasını taşır. Bir damlasında güneş vardır, rüzgâr vardır, üreticinin alın teri vardır.
Ama işin bir de düşündüren tarafı var. İklim değişikliği, artan girdi maliyetleri, plansız yapılaşma… Zeytin ağaçları bugün bizden sadece toplanmayı değil, korunmayı da istiyor. Çünkü zeytin ağacı aceleyi sevmez, hoyratlığı hiç sevmez. O, sabır ister; tıpkı bu toprakların insanı gibi.
Aydın’da zeytin hasadı başladığında, aslında bir gelenek yeniden canlanır. Aileler bir araya gelir, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler yeniden hatırlanır. İşte tam da bu yüzden zeytin, Aydın’da ekonomiden öte bir kültürdür.
Zeytinin anavatanı olarak anılan Aydın, geçmişiyle gurur duymakla yetinmemeli; bu mirası geleceğe taşıma sorumluluğunu da omuzlarında hissetmelidir. Çünkü zeytin yaşarsa, bu topraklar da yaşamaya devam eder.
Ve biliyorum ki Aydın’da bir zeytin ağacı daha yeşerdiğinde, bu sadece bir fidan değil; bin yıllık bir hikâyenin yeni cümlesidir.